Ekim 2026
Kısaca
- Ne: Kaynaklara göre Demir Çağı’ndan kalan, surlar ve çeşitli ibadethaneler barındıran çok katmanlı bir tarihî yerleşimdir [1].
- Nerede: Kars kentinin güneydoğusunda, Arpaçay kanyonu kenarında ve Ocaklı Köyü bitişiğinde yer alan geniş bir platodadır [1].
- Neden önemli: Bagratuni Krallığı’na başkentlik yapmış, 1064 fethiyle Anadolu kapılarını Türklere açmış ve UNESCO Dünya Mirası olmuştur [1].
Kars yönünden doğuya doğru ilerleyen bir yolcu, Arpaçay boyuna ulaştığında geçmiş çağların izlerini taşıyan geniş bir vadiyle karşılaşır [1]. Bu plato, iki tarafı derin kanyonla kuşatılmış korunaklı bir alandır [1]. Bölge, yüzyıllar boyunca ticaret yollarının ve farklı halkların ortak buluşma noktası olmuştur [1]. Günümüzde ise rüzgârın dolaştığı surlar ve vadinin kıyısına dizilen taş yapılar, eski bir kentin etkileyici silüetini gözler önüne sermektedir [1].
Burası sadece taş binalardan ibaret bir saha değildir [1]. Kaynaklara göre Doğu Anadolu coğrafyasında Tunç ve Demir Çağı yerleşim evrelerini barındıran kültür havzalarından biridir [1]. Yüzyıllar boyunca farklı inançlar, hanedanlar ve zanaatkârlar bu sert kayalık zemin üzerinde kendi izlerini yan yana bırakmıştır [1]. Doğa ile bütünleşen bu geniş arkeolojik alan, kayalık bir plato üzerinde yer almaktadır [3].
Şimdi, kaynaklardaki yazılı belgeler ve arkeolojik veriler ışığında bu kadim kentin ayrıntılarına yakından bakalım [1].
Neresi?
Ani Ören Yeri, Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Kars il merkezinin güneydoğu kesiminde konumlanmaktadır [1]. Yerleşimin merkeze mesafesi konusunda kaynaklarda farklı bilgiler bulunmaktadır [2]. Bu mesafe bir yayında 45 kilometre olarak verilir [2]. Buna karşılık başka bir incelemede ise kentin Kars merkezine 40 kilometre uzaklıkta yer aldığı açıkça ifade edilmektedir [4].
Ören yeri arazisi, Arpaçay ile Ocaklı Köyü sınırının hemen bitişiğinde yükselen kayalık bir plato üzerinde bulunmaktadır [2]. Coğrafi koordinatları kaynaklarda 40 derece 30 dakika kuzey enlemi ve 43 derece 34 dakika doğu boylamı olarak geçmektedir [1]. Kent arazisinin iki tarafı sarp Arpaçay Kanyonu ile kuşatılmıştır [1]. Bu dik doğal uçurumlar, kentin savunmasına tarih boyunca büyük katkı sağlamıştır [1].
Geniş bir plato üzerine kurulan yerleşim, kentsel bir imge olarak Kars ilinin kültür turizminde belirleyici bir yere sahiptir [3]. Alan, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır [1]. Tescilli ana arkeolojik sit alanı toplam 250,7 hektarlık bir genişliği kapsar [1]. Bu büyüklüğü zihinde canlandırmak gerekirse, 250,7 hektar yaklaşık olarak yan yana gelmiş 350 standart futbol sahası büyüklüğünde çok geniş bir alana karşılık gelir [1]. Tarihî kentin çevresinde yer alan koruma amaçlı tampon bölge büyüklüğü ise resmî kayıtlarda 432,45 hektar olarak tescillenmiştir [1]. Bu tampon bölge de yaklaşık 600 futbol sahası genişliğinde devasa bir çevre kuşağını ifade etmektedir [1].
Arpaçay’ın oluşturduğu derin kanyon vadisi, kent için iki önemli işleve sahiptir [1]. Vadi hem doğal bir sınır çizgisi çekmiş hem de korunaklı bir yaşam alanı oluşturmuştur [1]. Söz konusu doğal çevre ve kanyon vadisi, bölgedeki tarihî yapılar topluluğunun çevresinde yer almaktadır [3]. Ziyaretçiler kaynaklara göre burada tarih ile vadinin doğal peyzajının birleştiği dingin bir çevreyle karşılaşmaktadır [3].
Tarihçe
Ani kentinin bilinen yerleşim tarihi Erken Demir Çağı’na, yani milattan önce 1200 ile 1000 yılları arasına dayanmaktadır [1]. Bu bölge Urartular döneminde Akhuriani adıyla anılmıştır [1]. Aynı zamanda Urartulardan önce bu coğrafyada yaşayan yerel halk topluluklarına, yani kadim Nairi kabileler birliğine de ev sahipliği yapmıştır [1]. Nairi, Doğu Anadolu havzasında yaşamış yerli kavim ve aşiret topluluklarına verilen tarihî bir isimdir [1]. Yapılan arkeolojik kazılarda Tunç ve Demir Çağı yerleşimlerinin kalıntıları ortaya çıkarılmıştır [1]. Bunların yanı sıra Urartu dönemine ait olması muhtemel kalıntılar da bulunmuştur [1].
Bölgenin Ermeni hâkimiyetine ilk girişi milattan önce 400’lü yıllarda gerçekleşmiştir [1]. Bu dönemde yönetim Orontes Hanedanı idaresi altındadır [1]. Ani adına ise ilk defa milattan sonra beşinci yüzyılda rastlanmaktadır [1]. Bu kayıtlar geçmişi kaydeden tarih yazıcılarının, yani eski dönem tarihçileri olan müverrihlerin metinlerinde yer alır [1]. Müverrih terimi, geçmiş olayları araştırıp yazıya geçiren vakanüvis veya tarih yazarı anlamına gelir [1]. Bu tarihçiler yerleşimi dik bir tepeye inşa edilmiş güçlü bir kale olarak aktarmışlardır [1]. Aynı zamanda kenti Kamsarakan sülalesinin şahsi mülkü olarak tarif etmişlerdir [1].
Altıncı yüzyılda kale, Gamsaragan beylerinin elindedir [1]. Kamsarakan ve Gamsaragan isimleri farklı iki aileyi değil, aynı soylu Ermeni hanedanının kaynaklardaki farklı yazılışlarını ifade eder [1]. Bu müstahkem kale, Bagratuni Hanedanı ile yaşanan uzun mücadele sonrasında el değiştirmiştir [1]. Gamsaragan ailesi 780 yılında mülklerini Bagratlılara satmıştır [1]. Aile bu satışın ardından Bizans topraklarına göç etmeyi tercih etmiştir [1]. Bagratlı hanedanından Birinci Aşot, 885 senesinde resmen kral olarak tanınmıştır [1]. Aşot’un krallığı hem Abbasi Halifesi hem de Bizans İmparatoru tarafından onaylanmıştır [1].
Bu dönemde hükümdara Ermenistan Kralı anlamına gelen “Şehinşah-ı Armen” unvanı verilmiştir [1]. Şehinşah kelimesi Farsça kökenlidir ve “kralların kralı” demektir [1]. Dönemin siyasi geleneğinde Abbasi Halifesi gibi bölgesel egemen güçler, hâkimiyetlerini tanıyan Hristiyan hükümdarlara saygınlık ve meşruiyet göstergesi olarak bu tür Farsça unvanlar tevcih edebilmekteydi [1]. Unvanı alan Aşot ve soyundan gelenler, yönetim merkezini zaman içinde farklı şehirlere taşımışlardır [1]. Krallar sırasıyla Bagaran, Şirakavan ve Kars merkezinde hüküm sürmüş, ardından Ani’ye yönelmişlerdir [1]. Üçüncü Aşot 961 yılında krallığın başkentini Ani’ye taşımıştır [1]. Kentte bu tarihten itibaren kapsamlı bir imar faaliyeti başlatılmıştır [1].
Kent en parlak çağını İkinci Smpat ve oğlu Gagik dönemlerinde yaşamıştır [1]. Bu altın çağ 977 ile 1020 yılları arasındaki dönemi kapsar [1]. Bu devirde kent nüfusunun yüz bin kişiyi aştığına dair yaygın tarihî rivayetler bulunmaktadır [1]. Ancak parlak dönem uzun sürmemiştir [1]. 1045 senesinde Bizanslılar kenti ele geçirerek Bagratlı devletine kesin olarak son vermiştir [1].
Bizans yönetiminde kalan şehir savunmasız duruma düşmüştür [1]. Ardından 1064 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan şehri kuşatmıştır [1]. Bu kuşatmanın neticesinde Ani fethedilmiştir [1]. Söz konusu fetih, Türklerin Anadolu’ya attığı ilk ve en önemli adım sayılmaktadır [4]. Bu nedenle ilgili kaynağa göre Türk tarihi açısından büyük bir dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir [4]. Hatta 1964 yılında fethin dokuz yüzüncü yılı Kars halkı tarafından coşkuyla anılmıştır [4]. Bu kutlamalar büyük açık hava törenleriyle icra edilmiştir [4].
Kutlamalar 1970’li yıllara dek sürdürülmüştür [4]. Törenler kimi zaman tercih dönemlerinde kapalı salonlarda, Ağustos 1966’da ise geniş programlarla yapılmıştır [4]. Selçuklular fethin ardından kentin idaresini Kürt kökenli Şeddadi beyliğine devretmiştir [1]. Bölge uzun süre bu beyliğin yönetim merkezi olmuştur [1]. Ani kenti, İslam öncesi ve sonrasındaki dönemler hesaba katıldığında toplam sekiz yüz yıla yakın bir süre Türk hanlıklarına merkezlik yapmıştır [4].
Bin yüz doksan yılı civarında Gürcü Krallığı hizmetinde bulunan önemli bir komutan ve Gürcü beyi olan Zakare Mkhrgrdzeli sahneye çıkmıştır [1]. Zakare Mkhrgrdzeli kaleyi bir askerî üs olarak kullanmıştır [1]. Böylece Kars ile Ahıska çevresinde güçlü bir egemenlik kurmuştur [1]. Onun soyundan gelen yöneticiler atabey unvanıyla hüküm sürmüşlerdir [1]. Bu yöneticiler önce Gürcü krallarına, ardından Moğol İlhanlı Devleti’ne bağlı olarak varlıklarını devam ettirmişlerdir [1]. Ani’deki Hristiyan yapılarının mühim bir bölümü işte bu atabeylik idaresi devrinde inşa edilmiş veya esaslı şekilde onarılmıştır [1].
Kent daha sonra Celâyir ve Karakoyunlu yönetimlerine geçmiştir [1]. Ancak siyasi idare değişse de yerleşik halkın çoğunluğunu her zaman Ermeni nüfus oluşturmuştur [1]. Şehir 1319 yılındaki büyük depremde ağır hasar görmüştür [1]. Sonrasında ise Timur orduları tarafından ele geçirilerek tahrip edilmiştir [1]. Bütün bu yıkımlara rağmen 1535 yılındaki Osmanlı-İran savaşına kadar kentte belirli bir nüfus yaşamaya devam etmiştir [1].
Gezgin Evliya Çelebi 1647 yılında bölgeden geçmiştir [4]. Çelebi seyahatnamesinde burayı küçük ve harap bir kale olarak tarif etmiştir [4]. Kente ait yerleşimin tam olarak hangi tarihte tümüyle terk edildiği ve bir ören yerine dönüştüğü ise kesin şekilde bilinmemektedir [4].
Bölge 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi neticesinde Çarlık Rusyası idaresine geçmiştir [1]. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı kuvvetleri kenti geri almıştır [1]. Ancak plato kısa bir süre sonra yeni kurulan Ermenistan’ın kontrolüne geçmiştir [1]. Ani, 1920 yılında Kurtuluş Savaşı sırasında nihai olarak geri alınmıştır [1]. Böylece Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına dâhil edilmiştir [1].
Alan üzerindeki ilk kazılar 1892 ile 1918 yılları arasında Çarlık Rusyası idaresinde gerçekleştirilmiştir [1]. Cumhuriyet döneminde Prof. Dr. Kılıç Kökten, Kemal Balkan ve Prof. Dr. Beyhan Karamağaralı sahada arkeolojik çalışmalar yürütmüştür [1]. Kazılar 2006-2019 yıllarında Kars Müzesi başkanlığında yürütülmüştür [1]. Çalışmalar 2019 yılından itibaren ise Kafkas Üniversitesi adına Doç. Dr. Muhammet Arslan başkanlığında sürdürülmektedir [1].
Neye benziyor?
Ani, tarihî kaynaklarda sıklıkla “bin bir kiliseli şehir” ya da “kırk kapılı şehir” unvanlarıyla anılmaktadır [1]. Kanyonun çevrelemediği tek açıklık kuzey plato cephesidir [1]. Bu cephe, onuncu yüzyılda inşa edilmiş güçlü savunma surlarıyla korunmaktadır [1]. Kente giriş sağlayan ana kapı ise tarihî kayıtlarda Aslanlı Kapı ismiyle anılmaktadır [1].
Selçuklu fethinin ardından zarar gören surlar esaslı biçimde onarılmıştır [1]. Duvarlara yeni kitabeler yerleştirilmiştir [1]. Bu surların yüzeyinde aslan, ejderha ve çift başlı kartal figürlerinden oluşan taş süsleme kabartmaları bulunmaktadır [1]. İç kale duvarlarında ise klasik usulde kesilmiş devşirme taş bloklar açıkça görülmektedir [1]. Buradaki “devşirme taş” ifadesi Osmanlı’daki devşirme sistemiyle ilişkili değildir; doğrudan bir mimarlık terimidir [1]. Mimarlıkta devşirme taş, daha önceki dönemlere ait yıkılmış veya terk edilmiş binalardan sökülerek yeni yapılarda tekrar kullanılan hazır taş blokları tanımlar [1].
Kalede ayrıca eski inançlara ait bir ateşgede kalıntısı mevcuttur [1]. Ateşgede, İslamiyet öncesi eski İran dini olan Zerdüştlükte, kutsal kabul edilen ateşin sürekli canlı tutulduğu ve ibadetlerin yapıldığı ateş tapınağı anlamına gelir [1]. Günümüzde ören yerinde şehir suru haricinde sekiz kadar kilise ile bir cami varlığını sürdüren en önemli yapılardır [1]. Ayrıca katedral olarak adlandırılan Meryemana yapısı da kentin günümüze ulaşan en görkemli binalarından biridir [1].
Ani’nin en mühim İslam yapısı olan Ebu’l Menuçehr Camii, 1072 yılında yaptırılmıştır [1]. Eseri Şeddadi emiri Menuçehr inşa ettirmiştir [1]. Bu eser, araştırmacılara göre Anadolu coğrafyasında Türk ve İslam dönemine ait ilk cami örnekleri arasında yer almaktadır [1]. Yapının tavanlarında ve pencerelerinde dönemin zarif taş işçiliğini yansıtan özgün süsleme detayları yer almaktadır [1].
Ören yerinin altında ise son derece ilginç bir yeraltı şehri bulunmaktadır [1]. Bu yapının keşfi 1880’li yıllara dayanmaktadır [1]. Kayalara oyularak meydana getirilmiş bu yeraltı yerleşiminde tam sekiz yüz yirmi üç adet yapı ve mağara yer almaktadır [1]. Geniş bir alana yayılan bu tarihî yapılar topluluğu, Ani’yi eşsiz bir kültür mirası alanı hâline getirmektedir [3].
Harita
Harita: © OpenStreetMap katkıcıları. Bu yazıda anılan bazı yapılar ve kendi yazıları:
Ziyaret notları
Ani Ören Yeri’ne gitmeyi düşünen yolcuların yerel hava koşullarını ve yol durumunu önceden hesaba katması gerekir [2]. Bölgede kış mevsiminde yoğun kar yağışı, yol buzlanması ve sert soğuklar meydana gelebilmektedir [2]. Ziyaretçilerin yola çıkmadan evvel yolun ulaşıma açık olup olmadığını yetkili birimlerden öğrenmeleri tavsiye edilmektedir [2].
Kars şehir merkezinden hareket edildiğinde araçla ulaşım süresi yol şartlarına göre yaklaşık kırk beş dakika ile bir saat sürmektedir [2]. Toplu taşıma imkânları, giriş ücretleri ve müze kart geçerliliği hakkında kaynak metinlerde herhangi bir bilgi bulunmamaktadır [1]. Güncel ziyaret saatleri, tatil günleri ve giriş koşulları gitmeden önce mutlaka resmî kaynaklardan teyit edilmelidir.
Alanda rehberlik hizmeti, dinlenme tesisleri ve otopark imkânlarına ilişkin veriler de kaynaklarda yer almamaktadır [1]. Geniş bir alana yayılan kalıntılar arasında yürüyüş yapılacağı için kışın sıcak tutan giysiler tercih edilmelidir [2]. Ziyaretçilerin bölgeye giderken tüm pratik bilgileri Kars İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün resmî duyurularından kontrol etmesi önerilir.
Kaynaklar
- [1] “Ani - Vikipedi”, https://tr.wikipedia.org/wiki/Ani
- [2] “ANİ HARABELERİ ve FETİH CAMİİ — Akif Yiğitbaş (2014, DergiPark (Istanbul University))”, https://dergipark.org.tr/tr/pub/atdd/issue/28225/299697
- [3] “Ani Ören Yeri’nin Kars’taki Kültür Turizmine Katkıları Bağlamında Bazı Tespitler — Hasan Ali DİKEN (2020, DergiPark (Istanbul University))”, https://dergipark.org.tr/tr/pub/jator/issue/58969/818817
- [4] “Anı Şehri’nin Doğuş ve Karseli Dergilerine Yansıyan Yüzü — Arzu Boy (2019, Tarih okulu)”, https://doi.org/10.29228/joh.24689
Güzergâhtaki Duraklar (6)
Ani: Tarihi Kent ve Kalıntıları
Ani Menuçehr Camii: Kars'ta Tarihî Bir Anıt
Kars Kalesi ve Havariler Kilisesi (Kümbet Camii): Kars Merkezinde Tarihî İki Yapı
İshak Paşa Sarayı: Doğubayazıt'ta Yükselen Bir Taş Külliye
Şeytan Kalesi: Çıldır'daki Orta Çağ Savunma Yapısı
Erzurum Kalesi ve Saat Kulesi: Tarihî Yapı Rehberi
Bu yazı yayımlanmış kaynaklardan derlenmiştir. Gitmeden önce çalışma saatlerini, erişim koşullarını ve güncel durumu resmî kaynaklardan teyit edin.