Ekim 2026
Kısaca
- Ne: Anadolu Selçuklu devrinde hükümdar adına inşa edilmiş, büyük ölçekli camilerdir [2].
- Nerede: Niğde iç kalesinde ve Konya kent merkezindeki Alâeddin Tepesi höyüğünde yer alırlar [4].
- Neden önemli: Kesme taş işçiliği, geometrik kabartmaları, ahşap minberi ve türbesiyle Selçuklu mimarisini aydınlatırlar [3].
Niğde Kalesi sınırları içine adım atıldığında güney kesimde yükselen düzgün kesme taş ibadethane belirir [1]. Burası Selçuklu devrinden günümüze ulaşan ve halen cami işlevini sürdüren Niğde Alâeddin Camii yapısıdır [1]. Yapının doğu cephesindeki anıtsal taç kapı, yoldan geçenleri kabartma taş işlemeleriyle karşılamaktadır [1].
Konya kentine bakıldığında ise bin yıllardır kentsel gelişimin merkezinde bulunan Alâeddin Tepesi görülür [4]. Neolitik devirden beri iskân edilen bu höyük üzerinde Selçuklu ulu camisi konumlanmaktadır [4]. Her iki anıt da Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad devrinin mirasını yansıtmaktadır [2].
Neresi?
Niğde Alâeddin Camii, Türkiye sınırları içerisinde Niğde il merkezinde yer alan tarihi bir mirastır [1]. Cami, kentin simgelerinden biri sayılan Niğde İç Kalesi’nin güney kesiminde inşa edilmiştir [1]. Yapının coğrafi konumu kaynaklarda 37 derece kuzey enlemi ile 34 derece doğu boylamı olarak geçmektedir [1]. Caminin batı cephesi doğrudan iç kalenin sur duvarlarına oldukça yakın bir noktada bulunmaktadır [1]. Bu yerleşim sebebiyle yapının anıtsal taç kapısı doğuya, yani ana yola ve şehre yönlendirilmiştir [1].
Konya Alâeddin Camii ise Konya kent merkezinde yer alan tarihi Alâeddin Tepesi üzerinde bulunmaktadır [4]. Bu tepe, Neolitik dönemden bu yana kesintisiz iskân edilen çok katmanlı bir höyük niteliği taşımaktadır [4]. Konya kenti bin yıllar boyunca kentsel gelişimini daima bu tepenin çevresinde odaklanarak sürdürmüştür [4]. Cami, tarihi Konya iç kalesinde ve höyüğün zirve noktasında Selçuklu sarayına bitişik olarak kurulmuştur [4]. Bugün yeşil bir parka dönüştürülen tepe, kentin silüetinde etkili bir imge olmaya devam etmektedir [4].
Tarihçe
Niğde Alâeddin Camii, 1223 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad adına yaptırılmıştır [1]. Yapıyı sultan adına Ahur Abdullah oğlu Mîrâhur Zeynüddin Beşâre Bey inşa ettirmiştir [2]. Doğu taç kapısındaki sülüs hatlı inşa kitabesinde Beşâre Bey’in yapımı Müstenireddin’e emrettiği yazmaktadır [1]. Sülüs, geleneksel hat sanatında yuvarlak ve akıcı harf karakterleriyle öne çıkan bir yazı türüdür [1]. Metinde geçen Müstenireddin adlı kişinin caminin inşaat sürecini fiilen yöneten idareci olduğu anlaşılmaktadır [1]. Kitabenin ilk satırlarında hükümdar Keykubad övülürken devamında Allah’ın merhametine muhtaç kul Beşâre tanımlanmaktadır [1].
Yazılı kaynaklar arasında inşa kitabesinin satır sayısı konusunda belirgin bir uyuşmazlık mevcuttur [1]. Birinci kaynak mermer kitabeyi iki satır olarak aktarırken ikinci kaynak üç satırlı olduğunu belirtir [2]. Mimarlar konusunda da eldeki başvuru kaynakları arasında birbirinden farklı bilgiler aktarılmaktadır [1]. Birinci kaynağa göre yapıda Mimar Sıddık, Ebubekir, Mahmud ve Gazi olmak üzere dört mimar çalışmıştır [1]. Bu kaynağa göre Sıddık ile Ebubekir başmimar olarak caminin inşasını eşgüdümle yürütmüşlerdir [1]. İkinci kaynak ise mimarların Mahmud’un oğulları Sıddık ve Gazi ustalar olduğunu kaydetmektedir [2]. İkinci kaynağa göre içerideki kemer üstü kitabesinde adı geçen Sıddık usta yapının tek başmimarıdır [2].
Konya Alâeddin Camii ise kaynaklara göre 1220 senesinde Alâeddin Keykubad devrinde tamamlanmıştır [4]. Çok ayaklı bir plana sahip yapı iki evreli inşaat sürecinin sonunda meydana getirilmiştir [4]. Cami hem Selçuklu hem de Osmanlı asırları boyunca kentin merkezindeki varlığını aralıksız korumuştur [4]. Tarihsel süreçte bu yapı; kutlamalar, mahkemeler ve isyanlar gibi çeşitli toplumsal olaylara sahne olmuştur [4]. Avlusunda sekiz Selçuklu sultanının sandukasını barındıran II. Kılıçarslan Türbesi bulunmaktadır [4]. Ondokuzuncu yüzyılda Charles Texier ve Frederic Sarre gibi araştırmacılar yapıyı inceleyerek tanımlamışlardır [4].
Neye benziyor?
Niğde Alâeddin Camii’nin Dış Mimarisi ve Taç Kapıları
Niğde Alâeddin Camii tamamen düzgün kesme taştan örülmüş masif duvarlara sahip dışa kapalı bir yapıdır [1]. Kuzey-güney doğrultusunda uzanan dikdörtgen planlı yapı, çok destekli ve çok bölüntülü bir mimari sergiler [1]. Birinci kaynak yapıyı avlusuz kabul ederken ikinci kaynak merkezde küçük bir iç avlu görmektedir [2]. İkinci kaynak yapıyı bu avlu çevresinde mihrap duvarına dik üç nefli bir deneme saymaktadır [2]. Nef terimi, cami hariminde sütun dizileriyle veya payelerle ayrılmış uzunlamasına mekân bölümlerini tanımlamaktadır [2].
Caminin doğu cephesindeki abidevi taç kapı, süslemelerin en yoğun toplandığı mimari alandır [1]. Taç kapı, beden duvarlarından yüksek yapılmış olup 6,93 metre genişliğe ve 10,70 metre yüksekliğe sahiptir [1]. Derinliği 1,34 metre olan bu kapı güneyden 0,89 metre, kuzeyden 0,98 metre dışa taşmaktadır [1]. Giriş kapısı dıştan içe doğru farklı profillerde dizilmiş altı süsleme kuşağı ile çevrelenmiştir [1]. Geniş beşinci bordürün kavsara köşeliklerinde delik işi kabaralar ve örgülü saçlı insan başları bulunur [1]. Kavsara terimi, taç kapı nişlerinin üst kısmını örten tonoz benzeri çukurluğu belirtir [1]. Kabartma insan başlarının ayı ve güneşi ya da mimarları simgelediği ileri sürülmektedir [1].
Kuzey cephede yer alan ikinci taç kapı ise zemin kotundan 0,80 metre yüksekte kalmaktadır [1]. Bu kapı 3,36 metre genişliğe, 0,44 metre derinliğe ve dört sıra mukarnaslı kavsaraya sahiptir [1]. Mukarnas terimi, kademeli dizilen prizmatik petek dizilerinden oluşan bezemeli mimari geçiş unsurudur [1]. Kuzey taç kapıyı dıştan düz, içbükey ve düz dizili üç süsleme bordürü kuşatmaktadır [1]. İçteki bordürde sekiz karenin kesişimiyle oluşan sekiz kollu geometrik yıldız kompozisyonu yer almaktadır [1]. Kapıda mukarnaslı kavsara, sivri kuşatma kemeri, silindirik gövdeli sütunceler ve düz kemerli açıklık bulunur [1].
İç Mekân, Kubbeler ve Mihrap Düzeni
Caminin harim bölümünde mihrap duvarı boyunca yan yana yerleştirilmiş üç kubbe yükselmektedir [1]. Bu üç kubbenin çapları, taban yükseklikleri ve mimari geometrileri birbirinden bütünüyle farklı tutulmuştur [2]. Batı taraftaki kubbe sekiz bölümlü mukarnaslı tromp adı verilen köşe geçiş unsurlarına oturmaktadır [1]. Tromp, kare tabandan dairesel kubbe kasnağına geçişi temin eden tonozlu köşe kemeri anlamına gelir [1]. Doğudaki kubbe ise iki adet pandantif ile iki adet tromp unsuru üzerine kurulmuştur [1]. Pandantif terimi, kare planlı altyapıdan dairesel kubbe tabanına geçmeyi sağlayan küresel üçgen dolgularıdır [1].
Mihrap harimin güney duvarında yer almakta olup hem içe hem dışa kademeli nişlerden oluşmaktadır [1]. Bitişiğine minber yerleştirilebilmesi gayesiyle mihrap ana merkez ekseninden doğu yönüne doğru kaydırılmıştır [1]. Dış nişte dört sıra, içteki beş cepheli nişte ise beş sıra mukarnas dolgusu bulunmaktadır [1]. İç içe geçen iki mihrap kurgusu iki taç kapının iç mekâna yansıması sayılmaktadır [1]. Araştırmacı Ara Altun bu yapının mihrap ve minberinin düzgün kesme taştan yapıldığını belirtmektedir [2].
Minare, Özel Mahfil ve Hat Sanatı
İki taç kapı arasında kalan kuzeydoğu köşede yapıya ait silindirik gövdeli tek minare yükselmektedir [1]. Bu minare, iki renkli kesme taş malzeme kullanılarak örülmüş özgün bir Selçuklu sanatı örneğidir [2]. Kuzey yönündeki yüksek kapı doğrudan ahşap hatıllı özel bir mahfile açılacak biçimde yapılmıştır [2]. Mahfil, cami hariminde hükümdar veya üst düzey yöneticilerin ibadeti için ayrılan asma balkondur [2]. Bu ahşap hatıllı mimari düzenleme, Anadolu camilerindeki özel mahfillerin erken örnekleri arasında gösterilmektedir [2].
Doğu taç kapının kilit taşında ve batı kubbesinin eteğinde sülüs yazılı usta kitabeleri yinelenmektedir [1]. Bu usta kitabelerinde “Mahmud’un oğulları Üstâd Sıddık ve kardeşi Gazi’nin eseri” cümlesi yazmaktadır [1]. Caminin iç kısmındaki kemer yüzeyinde ise Sıddık ustanın başmimarlık imzasını taşıyan ayrı bir metin bulunmaktadır [2]. Kubbe altlarındaki kitabeler mimarların inşaatı sahınlara ayrılarak eşgüdümle tamamladıklarını gösterir [1]. Orta sahın ve kubbeyi Mahmud ile Sıddık, yan sahınları ise Gazi ile oğlu yapmıştır [1].
Konya Alâeddin Camii ve Ahşap Minber Sanatı
Konya Alâeddin Camii, çok ayaklı ve Kûfe plan tipinde inşa edilmiş ulu cami niteliğindedir [4]. Kûfe planı, çok sayıda sütunla taşınan yatay ahşap tavanlı geniş ibadethane şemasını tan
Konum
Harita: © OpenStreetMap katkıcıları. Haritada büyüt · Google Haritalar · Apple Haritalar
İşaret yaklaşık konumu gösterir; kesin konum için yerel kaynaklara bakın.
Kaynaklar
- [1] “Alâeddin Camii (Niğde) - Vikipedi”, https://tr.wikipedia.org/wiki/Al%C3%A2eddin_Camii_(Ni%C4%9Fde)
- [2] “ALÂEDDİN CAMİİ - TDV İslâm Ansiklopedisi”, https://islamansiklopedisi.org.tr/alaeddin-camii—nigde
- [3] “Selçuklu Dönemi Ahşap Minberlerine Bir Örnek: Konya Alâeddin Camii Minberi — Naciye DETSELİ (2019, İSTEM)”, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/720056
- [4] “Tarihsel Süreçte Alâeddin Camii ve Tepesinin Kent Belleğine Etkisi — KERİM ÇINAR, Ayşenur Dağ Gürcan, Fatma Nur Bacak (2018, KTO Karatay University Institutiona”, https://hdl.handle.net/20.500.12498/1143
Bu yazı yayımlanmış kaynaklardan derlenmiştir. Gitmeden önce çalışma saatlerini, erişim koşullarını ve güncel durumu resmî kaynaklardan teyit edin.