Devrialem.net

Kaymaklı Yeraltı Şehri: Kapadokya'nın Çok Katlı Sığınağı

Yumuşak tüf kayalara oyulmuş, sekiz katlı geniş bir yeraltı yerleşimi. Kaymaklı kasabasında, Nevşehir il merkezine 19 km mesafede.

Kaymaklı Yeraltı Şehri, Nevit Dilmen (talk)
Fotoğraf: Nevit Dilmen (talk), CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons

Ekim 2026

Kısaca

  • Ne: Yumuşak tüf kayalara oyulmuş, sekiz katlı geniş bir yeraltı yerleşimidir [1].
  • Nerede: Nevşehir il merkezine yaklaşık on dokuz kilometre mesafedeki Kaymaklı kasabasında bulunmaktadır [1].
  • Neden önemli: Binlerce yıl boyunca farklı topluluklara güvenli barınma ve acil savunma alanı sağlamıştır [2].

Giriş

Kaymaklı Yeraltı Şehri, Kapadokya bölgesinde yer alan çok katlı sığınak yapılarının en bilinen örnekleri arasında bulunmaktadır [1]. Nevşehir ile Niğde yolu üzerindeki yerleşim, binlerce yıllık savunma amaçlı yer altı mimarisini günümüze taşımaktadır [1]. Yumuşak volkanik tüf tabakalarının oyulmasıyla meydana getirilen bu merkez, olağanüstü dönemlerde geçici sığınma ihtiyacını karşılamıştır [1].

Bu yeraltı yerleşimi, günümüzde yüzeyde bulunan köy evlerinin altındaki tünel ağıyla iç içe geçmiş durumdadır [2]. Kaynaklara göre modern kasaba evlerinin birçoğu, yerin altındaki yüze yakın tünel boşluğunun etrafında inşa edilmiştir [2]. Köy halkı söz konusu tünelleri günümüzde de kiler, depo ve ahır alanı olarak kullanmayı sürdürmektedir [2].

Tarih boyunca yaşanan akınlar ve savaşlar, yerel halkı güvenlik gerekçesiyle yerin altına çekilmek zorunda bırakmıştır [1]. Kaymaklı, yüzlerce insanın uzun süre dışarı çıkmadan yaşamını sürdürebileceği kapsamlı donanımlara sahip bir savunma merkezidir [1]. Geniş erzak depoları, ibadet alanları ve üretim atölyeleri, bu yeraltı dünyasının gündelik ihtiyaçları karşılayabildiğini göstermektedir [1].

Neresi?

Kaymaklı Yeraltı Şehri, İç Anadolu Bölgesi sınırlarında kalan Nevşehir ilinin Merkez ilçesine bağlı Kaymaklı kasabasında bulunmaktadır [1]. Yerleşimin coğrafi koordinatları otuz sekiz derece yirmi yedi dakika kuzey ve otuz dört derece kırk beş dakika doğudur [2]. Yeraltı şehri kompleksi, doğrudan Kaymaklı kasabasının merkezindeki hisar veya kale yükseltisinin sınırları içerisinde konumlanmaktadır [2].

Bu tarihî alan, Nevşehir kent merkezine yaklaşık on dokuz kilometre uzaklıkta ve Nevşehir-Niğde karayolu güzergâhında yer almaktadır [1]. Bölgenin jeolojik yapısını oluşturan yumuşak volkanik tüf kayalar, yerleşimin kolayca oyulabilmesine elverişli bir zemin sunmuştur [1]. Yeraltı şehri, Kapadokya genelindeki geniş volkanik arazi üzerinde kurulmuş en büyük sığınak ağlarından biri olarak kabul edilmektedir [1].

Yerleşimin yer altındaki tünelleri, çevredeki diğer büyük merkezlerle olan mekânsal bağlantılarıyla da dikkat çekici bir yapıya sahiptir [2]. Kaynaklara göre Kaymaklı Yeraltı Şehri, sekiz ila dokuz kilometrelik tüneller vasıtasıyla Derinkuyu Yeraltı Şehri’ne bağlanmaktadır [2]. Günümüzde yalnızca belirli bölümleri açığa çıkarılmış olan yapı, kasabanın zemininde geniş bir alanı kaplamaktadır [2].

Kasaba halkı, yer altındaki yüz civarındaki tünelin girişlerini doğrudan kendi gündelik yaşam alanlarıyla birleştirmiş durumdadır [2]. Yeraltı sığınaklarının yüzeye yakın boşlukları, bölge sakinleri tarafından geleneksel depolama işleviyle aktif biçimde değerlendirilmeye devam etmektedir [2]. Bu durum, antik çağlardan kalan mühendislik yapısının modern köy dokusuyla bütünleştiğini açıkça ortaya koymaktadır [2].

Tarihçe

Kaymaklı Yeraltı Şehri’nin kuruluş dönemi hakkında tarihî kaynaklarda ve araştırmalarda farklı görüşler ve zaman dilimleri bulunmaktadır [1]. Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı kayıtlarına göre yerleşim, milattan önce sekizinci ve yedinci yüzyıllarda Frigler tarafından başlatılmış olabilir [2]. Frigler, MÖ 8. yüzyıldan itibaren Anadolu’da hüküm süren bir uygarlıktır; bu dönemde sığınakların inşasında etkili olmuştur [1].

Buna karşılık bazı kaynaklar, şehrin ilk yapımının Hititler döneminde gerçekleştiğini ve milattan önce yedinci yüzyıla tarihlendiğini belirtmektedir [1]. Hititler, MÖ 12. yüzyıldan itibaren Anadolu’nun büyük bir kısmını yöneten bir uygarlıktır; bu dönemde sığınaklara ait kültürel izlerin bulunduğu ifade edilmektedir [1].

Bölgedeki yeraltı yapılarında Hititler, Frigler ve Asurlular gibi kadim uygarlıklara ait kültürel izlerin bulunduğu ifade edilmektedir [1]. Asurlular, MÖ 9. yüzyıldan itibaren Anadolu’nun bazı bölgelerini yöneten bir uygarlıktır; bu tarihî alanla ilişkileri, sığınaklara ait kültürel izlerin bulunduğu bilinmektedir [1].

Bölgeye Yunan kolonistlerin yerleşmesiyle birlikte Frig dili Roma döneminde kademeli olarak kaybolmuş ve yerini Yunancaya bırakmıştır [2]. Şehir kompleksi daha sonraki Roma ve Bizans hâkimiyeti dönemlerinde yeni mekânlar oyularak derinleştirilmiş ve önemli ölçüde genişletilmiştir [1].

Başka bir kaynak ise Kaymaklı’nın kökenini milattan sonra sekizinci yüzyıla, Hristiyanların istilacılara karşı sığınak kurduğu döneme dayandırmaktadır [2]. Şehir, Doğu Roma döneminde dört asır süren Arap-Bizans savaşları sırasında Müslüman Arap akınlarından korunmak amacıyla büyütülmüştür [2]. Yeraltı yerleşiminde bulunan bazı arkeolojik eserler de beşinci ile onuncu yüzyıllar arasına, Orta Bizans Dönemi’ne aittir [2].

Orta Bizans Dönemi, Hristiyan dünyasında 5. yüzyıldan 14. yüzyıl sonuna kadar geçen dönemdir; bu dönemde sığınaklar, Arap istilalarına karşı korunma amaçlı genişletilmiş ve kullanılmıştır [2].

Bu sığınaklar, on dördüncü yüzyılda Timur ordularının gerçekleştirdiği Moğol istilaları esnasında yerel Hristiyan halk tarafından korunma amacıyla kullanılmıştır [2]. Bölgenin Fars Selçuklu Türklerinin hâkimiyetine girmesinin ardından yer altı yapıları, Rum halk için sığınak işlevi görmeye devam etmiştir [2]. Osmanlı yönetimi altındaki Rum cemaati, yirminci yüzyıl başlarına kadar aralıklarla yaşanan baskı dönemlerinde bu odalara çekilmiştir [2].

Cambridge Üniversitesi dilbilimcisi Richard MacGillivray Dawkins, 1909-1911 yıllarında bölgedeki Kapadokya Rumları üzerine araştırmalar yaparken önemli notlar tutmuştur [2]. Dawkins, 1909 yılındaki Adana olaylarının ardından Axo halkının bu yer altı odalarına sığındığını ve günlerce dışarıda uyumadığını yazmıştır [2]. Yeraltı şehri tünelleri, 1923 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleşen nüfus mübadelesi sonrasında tamamen terk edilmiştir [2].

Yerleşimin adı tarihî kaynaklarda farklı biçimlerde kaydedilmiş ve çeşitli kültürel dönüşümlere tanıklık etmiştir [1]. Kapadokya Rumcasında Anaku veya Enegüp olarak bilinen yerleşim, Osmanlı dönemi kayıtlarında da bu isimlerle geçmektedir [1]. Yerel halk arasında uzun yıllar Eneği olarak adlandırılan belde, Cumhuriyet döneminde Kaymaklı adını almıştır [1].

Neye benziyor?

Kaymaklı Yeraltı Şehri, labirent benzeri tünellerden, geniş salonlardan, kilerden ve ibadet alanlarından oluşan çok katlı bir komplekstir [1]. Toplam sekiz kattan oluşan bu sığınakların günümüzde yalnızca aydınlatması tamamlanmış dört katı ziyarete açık bulunmaktadır [1]. Şehir, eğimli ve oldukça dar geçitleriyle Kapadokya’daki komşusu Derinkuyu’dan belirgin mimari farklar göstermektedir [2].

Kompleksteki odaların ve galerilerin tamamı, havalandırma ve haberleşme amacıyla inşa edilen dikey bacaların çevresinde şekillendirilmiştir [1]. Her katın ve kullanım alanının planı, temiz hava sağlayan bu bacalara olan yakınlığa göre tasarlanmıştır [2]. Yeraltı şehrindeki su kuyuları, düşmanların suyu zehirleme riskine karşılık yeryüzüyle doğrudan bağlantı kurmayacak biçimde inşa edilmiştir [1].

Ziyarete açık olan birinci katta, geniş yaşam odalarının yanı sıra küçük ölçekli bir hayvan ahırı bulunmaktadır [1]. Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların alt katlara indirilmesi zor olduğu için ahır mekânı giriş katında tasarlanmıştır [1]. Ahırın sol tarafında değirmen taşı benzeri sürgü kapılı bir geçit, sağ tarafında ise oturma odaları yer almaktadır [2].

İkinci katta yer alan kilise, tek nefli ana koridora ve iki apsisli yarım yuvarlak sunak alanına sahiptir [2]. Apsislerin önünde vaftiz taşı, duvar kenarları boyunca ise cemaatin oturması amacıyla kayaya oyulmuş taş sekiler bulunmaktadır [2]. Kilisenin hemen bitişiğindeki mezarlıkta bulunan mezar sahiplerinin adları, burada din görevlilerinin gömülü olduğu fikrini kuvvetlendirmektedir [2].

Üçüncü kat, şehrin en yoğun üretim ve ortak kullanım alanlarını barındıran stratejik katı durumundadır [2]. Bu katta geniş erzak depoları, mutfak alanları, şarap veya yağ presleri ile şırahaneler yer almaktadır [2]. Ayrıca üçüncü katta, soğuk bakır işlemeciliğinde kullanılan ve volkanik bir kayaç türü olan andezit blok yer almaktadır [2].

Söz konusu andezit kaya dışarıdan getirilmemiş, inşaat sırasında ortaya çıkan yerel volkanik lav tabakasından doğrudan oyulmuştur [1]. Kabartma dokulu bu taşın üzerinde bakır cevherini döverek şekillendirmek amacıyla açılmış elli yedi adet delik bulunmaktadır [2]. Çapları yaklaşık on santimetre olan bu çukurlarda işlenen bakırın Aksaray ile Nevşehir arasındaki madenden geldiği düşünülmektedir [2].

Ziyarete açık olan dördüncü kata çok dar ve alçak bir koridordan geçilerek güçlükle ulaşılabilmektedir [1]. Bu son açık katta çok sayıda erzak deposu, mutfak bölümleri ve toprak küplerin yerleştirildiği oyuklar mevcuttur [2]. Erzak alanlarının bu derece geniş olması, yerleşimin ekonomik istikrarını ve çok sayıda kişiyi besleme kapasitesini kanıtlamaktadır [2].

Güvenlik mekanizması olarak koridorları kapatan ve değirmen taşını andıran altı adet yuvarlak sürgü taşı bulunmaktadır [1]. Kayadan kesilerek üretilen

Konum

Harita: © OpenStreetMap katkıcıları. Haritada büyüt · Google Haritalar · Apple Haritalar

İşaret yaklaşık konumu gösterir; kesin konum için yerel kaynaklara bakın.

Kaynaklar

Bu yazı yayımlanmış kaynaklardan derlenmiştir. Gitmeden önce çalışma saatlerini, erişim koşullarını ve güncel durumu resmî kaynaklardan teyit edin.

Yakındaki yerler

Mesafeler kuş uçuşu, yaklaşıktır; yol süresi değildir.