Kısaca
- Nedir? Anadolu Selçuklu Devleti’nin kudretli veziri Sâhib Ata Fahreddin Ali b. el-Hüseyin tarafından XIII. yüzyılda inşa ettirilen, açık avlulu ve revaklı plan tipolojisine sahip anıtsal bir yüksek öğretim yapısıdır [1], [2].
- Nerededir? Kayseri kent merkezinde, günümüzde Cumhuriyet Meydanı’nın kuzeydoğusunda kendi adıyla anılan Sahabiye semtinde yer alır [2].
- Mimari Özellikleri: Selçuklu taş süsleme sanatının ve geometrik kompozisyonlarının doruk noktası kabul edilen anıtsal mukarnaslı taçkapısı, derin giriş dehlizi, revaklı açık avlusu, ana dershane eyvanı ve cepheye entegre edilmiş Selçuklu çeşmesiyle öne çıkar [1], [2], [3].
- Bânisi ve Tarihi: Kitâbesine göre 666 (1267-1268) yılında, Sultan III. Gıyâseddin Keyhusrev devrinde Vezir Sâhib Ata Fahreddin Ali tarafından yaptırılmıştır; bitişiğindeki çeşme ise 665 (1266-1267) tarihlidir [1], [2].
- Günümüzdeki Durumu: Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından aslına uygun olarak restore edilmiş olup günümüzde kitapçıların ve kültür faaliyetlerinin yer aldığı yaşayan bir ilim vahası olarak korunmaktadır [2].
Tarihsel Bağlam ve Bânisi: Sâhib Ata Fahreddin Ali
XIII. yüzyılın ikinci yarısı, Anadolu Selçuklu Devleti’nin Kösedağ Savaşı (1243) sonrasında Moğol İlhanlı baskısı altında siyasi çalkantılar yaşadığı; buna mukabil mimarlık ve sanat alanında tarihin en görkemli taş anıtlarının üretildiği bir tezatlar çağıdır [1]. Bu buhranlı döneme damgasını vuran en etkili devlet adamı, yaklaşık kırk yıl boyunca nâib-i saltanat ve vezirlik makamlarında bulunan Vezir Sâhib Ata Fahreddin Ali b. el-Hüseyin’dir [1]. Moğol idaresi karşısında esnek bir diplomasi izleyerek Anadolu’nun iktisadi ve idari dengesini muhafaza etmeye çalışan Sâhib Ata, devasa servetini bayındırlık işlerine vakfetmiş; bu cömertliği sebebiyle çağdaş kaynaklarda “ebü’l-hayrât” (hayırların babası) lakabıyla anılmıştır [1].
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ve devrin mutasavvıflarıyla yakın münasebetler kuran Sâhib Ata, Anadolu’nun dört bir yanını kervansaraylar, camiler, medreseler ve çeşmelerle donatmıştır [1]. Konya’daki Sâhib Ata Külliyesi ile İnce Minareli Medrese, Sivas’taki Gökmedrese, Akşehir Taşmedrese ve İshaklı Kervansarayı ile birlikte Kayseri’deki Sâhibiye Medresesi, onun mimarlık mirasının en müstesna halkalarından birini teşkil eder [1], [2].
Kayseri, Danişmendliler ve Selçuklular idaresinde uluslararası ticaret yollarının kesişim noktası haline gelmiş ve dönemin en mühim ilim merkezlerinden biri vasfını kazanmıştır [2]. Sâhib Ata, şehrin sur dışı yerleşim dokusunda kendi adıyla anılacak semtin çekirdeğini oluşturan bu medreseyi, Sultan III. Gıyâseddin Keyhusrev’in saltanat günlerinde 666 (1267-1268) senesinde tamamlatmıştır [1], [2]. Medrese vakfiyesi, eserin fıkıh, tefsir ve hadis tahsili yapan müderris ve talebelerine vakfedildiğini, bânisinin kütüphanesini ve geniş akar gelirlerini buraya tahsis ettiğini göstermektedir [1].
Mimari Tipoloji ve Mekân Kurgusu
Kayseri Sâhibiye Medresesi, Anadolu Selçuklu medrese mimarisinde açık avlulu ve eyvanlı tipolojinin olgun bir tatbikidir [2], [3]. Dış hatlarıyla kuzey-güney aksında uzanan dikdörtgen bir kitleye oturan yapı, tamamen düzgün kesme taş malzeme ile inşa edilmiştir [2].
Medresenin mekân hiyerarşisi şu ana bölümlerden meydana gelir [2], [3]:
- Giriş Dehlizi ve Eyvanı: Batı cephesinde dışa taşkın biçimde yükselen anıtsal taçkapının arkasında basık tonozlu bir giriş holü yer alır [2]. Bu dehliz, sokak ile iç avlu arasındaki geçişi mahremiyet ve sükûnet nizamına uygun olarak kademelendirir.
- Revaklı Açık Avlu: Yapının merkezini teşkil eden dikdörtgen avlunun iki uzun kenarı boyunca sivri kemerli revaklar uzanır [2], [3]. Silindirik gövdeli taş sütunlara ve kemer ayaklarına oturan revak dizisi, avlu zeminine gölgeli galeriler kazandırır.
- Talebe Hücreleri: Revakların gerisinde sıralanan, beşik tonoz örtülü bağımsız talebe odaları bulunur [2]. Her hücrenin avluya açılan müstakil bir kapısı ve taş ocak nişi mevcuttur; pencerelerin dış cephe yerine avluya yönlendirilmesi medresenin içe dönük tefekkür atmosferini pekiştirir [3].
- Ana Dershane Eyvanı (Baş Eyvan): Giriş aksının tam karşısında, avlunun doğu ucunda yer alan yüksek sivri kemerli ana eyvan, yazlık dershane olarak tasarlanmıştır [2], [3]. Eyvan kemerinin geniş açıklığı ve derin tonozu, medrese içindeki en heybetli mekânsal odağı oluşturur.
- Kışlık Dershaneler: Ana eyvanın iki yanında veya köşe mahallerinde yer alan kubbeli ya da tonozlu kapalı mekânlar, sert kış aylarında eğitimin kesintisiz sürmesini sağlayan derslikler olarak kullanılmıştır [3].
Taşın Plastik Zaferi: Anıtsal Taçkapı ve Tezyinat
Sâhibiye Medresesi’nin en çarpıcı mimari unsuru, Selçuklu taş oymacılığının plastik kabiliyetini ve hendesi dehasını gözler önüne seren anıtsal taçkapısıdır [1], [2]. Ana kütleden ileriye ve yukarıya taşırılarak inşa edilen taçkapı, bânisi Sâhib Ata’nın Konya ve Sivas’taki eserlerinde tatbik ettiği abidevi anıtsallık vizyonunu Kayseri’ye taşır [1].
Taçkapı kompozisyonunun öne çıkan sanatsal ayrıntıları şunlardır [2]:
- Kademeli Bordürler ve Geometrik Geçmeler: Taçkapıyı dıştan kuşatan geniş taş bordürler, iç içe geçen yıldız motifleri, sekizgen ve onikigen örgüler, rumi kıvrımları ve bitkisel palmetlerle bezenmiştir [2]. Taş yüzeyine derin oyma ve alçak kabartma teknikleriyle işlenen bu hendesi kompozisyonlar, gün ışığının açısına göre zengin bir ışık-gölge oyunu meydana getirir.
- Mukarnaslı Kavsara: Giriş nişinin üst bölümü, basamaklı sarkıtlar halinde aşağıya doğru kademelenen çok sıralı mukarnas dolgusu ile taçlandırılmıştır [2]. Taşın dantel gibi işlendiği bu mukarnaslı örtü, statik ağırlığı estetik bir hafifliğe dönüştürür.
- Yan Nişler ve Mihrabiyeler: Taçkapı nişinin iki yan duvarında yer alan mukarnas başlıklı küçük sağır nişler (mihrabiyeler), giriş alanına mimari bir derinlik ve dengeli bir simetri kazandırır [2].
- Sülüs Hatlı İnşa Kitâbesi: Taçkapı kavsarasının hemen altında ve lentonun üzerinde mermer ve sert kalker üzerine kabartma tekniğiyle hakkedilmiş sülüs hatlı inşa kitâbesi yer alır [1], [2]. Kitâbede Cenâb-ı Hakk’a hamd ile başlanarak yapının Sultan III. Gıyâseddin Keyhusrev zamanında Vezir Sâhib Ata Fahreddin Ali tarafından 666 senesinde inşa ettirildiği kaydedilmektedir [1], [2].
Sâhibiye Çeşmesi: Medreseyle Bütünleşen Vakıf Hizmeti
Medresenin batı cephesine, anıtsal taçkapının sol bitişiğine entegre edilmiş olan Sâhibiye Çeşmesi, Selçuklu kamusal mimarisinin ve su medeniyetinin zarif bir tanığıdır [1], [2]. Kitâbesine göre medreseden bir yıl önce, 665 (1266-1267) senesinde tamamlanan çeşme; medresenin mimari kütlesiyle organik bir bütünlük arz eder [1], [2].
Sivri kemerli derin bir niş içerisine yerleştirilen çeşme aynası, etrafını çevreleyen geometrik taş silmeleri ve mukarnaslı bezemeleriyle taçkapının sanatsal üslubunu cephe boyunca devam ettirir [2]. Bâninin eğitim kurumuyla su hayratını yan yana konumlandırması, Selçuklu vakıf nizamında ilim ile halka hizmet anlayışının birbirinden ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu somutlaştırır [1].
Restorasyon Kronolojisi ve Kültürel Süreklilik
Yüzyıllar boyunca Kayseri’nin en saygın ilim merkezlerinden biri olarak faaliyet gösteren Sâhibiye Medresesi, Osmanlı devrinde de eğitim işlevini muhafaza etmiştir [2]. Ancak XIX. yüzyılın sonlarında ve XX. yüzyılın başlarında bakımsız kalarak haraplaşmış, avlu revaklarının ve hücrelerinin bir kısmı yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır [2].
Cumhuriyet döneminde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tescil edilen anıt, 1960’lı ve 1970’li yıllarda kapsamlı bir restorasyondan geçirilmiştir [2]. Bu onarımlar sırasında yapının statik taşıyıcıları güçlendirilmiş, çöken tonoz örtüleri ve revak kemerleri özgün Kayseri kesme taşı kullanılarak rölövelere uygun şekilde ihya edilmiştir [2]. Taçkapıdaki taş tezyinat temizlenerek koruma altına alınmış, cepheye yapışan niteliksiz eklentiler arındırılmıştır [2].
Günümüzde Kayseri kent meydanının modern temposu içerisinde huzurlu bir tarih vahası olarak nefes alan Sâhibiye Medresesi, kitapçılar ve kültür çarşısı olarak işlevlendirilmiştir [2]. Avlusundaki şadırvanın su şırıltısı, revakların gölgesindeki kitap kokusu ve taşın sekiz asırlık vakur duruşu, Selçuklu medrese geleneğinin hafızasını bozkırın merkezinde diri tutmaya devam etmektedir [1], [2].
Konum
Harita: © OpenStreetMap katkıcıları. Haritada büyüt · Google Haritalar · Apple Haritalar
İşaret yaklaşık konumu gösterir; kesin konum için yerel kaynaklara bakın.
Kaynaklar
- [1] Erdoğan Merçil, “Sâhib Ata”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 35, s. 516-518, 2008. https://islamansiklopedisi.org.tr/sahib-ata
- [2] Semavi Eyice, Abdüsselam Uluçam, “Kayseri (Mimari)”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 25, s. 100-104, 2002. https://islamansiklopedisi.org.tr/kayseri
- [3] Semavi Eyice, “Medrese (Anadolu Selçuklu ve Beylikler Dönemi)”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 28, s. 327-333, 2003. https://islamansiklopedisi.org.tr/medrese
Bu yazı yayımlanmış kaynaklardan derlenmiştir. Gitmeden önce çalışma saatlerini, erişim koşullarını ve güncel durumu resmî kaynaklardan teyit edin.