Devrialem.net

Nahçıvan Mümine Hatun Türbesi: Mimar Acemi'nin Firûze Çinili Ongen Kulesi

Nahçıvan'da 1186 yılında Atabeg Muhammed Cihan Pehlivan tarafından annesi Mümine Hatun adına Mimar Acemi Nahçıvânî'ye inşa ettirilen anıt kule; ongen tuğla gövdesi, firûze sırlı kûfî kitabeleri ve kaburgalı tonozlu kriptasıyla İslam mimarisinin şaheseridir.

Nahçıvan'daki Mümine Hatun Türbesi: ongen prizma tuğla kule, firûze çini yazılar ve mukarnaslı saçak kornişi
Fotoğraf: Toghrul Rahimli, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons

Kısaca

  • Nedir? Azerbaycan Atabegleri (İldenizliler) Hükümdarı Muhammed Cihan Pehlivan tarafından annesi Mümine Hatun adına Muharrem 582 (Nisan 1186) tarihinde Mimar Acemi bin Ebû Bekir en-Nahçıvânî’ye inşa ettirilmiş ongen prizma kule mezardır [1], [2].
  • Nerede? Azerbaycan’a bağlı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti Nahçıvan şehir merkezinde, tarihi Atabegler Külliyesi meydanında yer alır [1], [3].
  • Neden Önemli? Nahçıvan mimarlık mektebinin kurucusu Mimar Acemi’nin başyapıtıdır; firûze (turkuaz) sırlı tuğla kûfî yazıları, on farklı geometrik kompozisyonu ve kripta katındaki ongen merkezî pâyeli kaburgalı şemsiye tonozuyla dünya tuğla mimarisinin zirve anıtıdır [1], [2].
  • Mimari Tipolojisi: Altta ongen merkez pâyeli ve kaburgalı tonozlu mumyalık (kripta), üstte dairesel iç hacimli ongen tuğla kule gövdesi ve çadır külahla taçlanan anıt mezar tipolojisidir [1], [3].

Tarihsel Bağlam ve Yapım Süreci

  1. yüzyılın ortalarında Kafkasya, Azerbaycan ve Kuzeybatı İran havzasında Selçuklu mirasını devralarak bağımsız bir imparatorluk kuran İldenizliler (Azerbaycan Atabegleri), Nahçıvan’ı devletin siyasi ve mimari başkenti haline getirmiştir [1], [2]. Devletin kurucusu Şemseddin İldeniz’in eşi olan Mümine Hatun, daha önce Irak Selçuklu Sultanı I. Tuğrul’un zevcesi olup devlet idaresinde bizzat söz sahibi olan, yüksek siyasi nüfuza ve hayırseverliğe sahip kudretli bir melikeydi [1], [2].

Mümine Hatun’un 1175 civarında vefatının ardından, oğlu Atabeg Nusretüddin Muhammed Cihan Pehlivan, annesinin aziz hatırasını ebedileştirmek üzere görkemli bir anıt mezar ve külliye inşasını başlatmıştır [1], [2]. Türbenin saçak kornişi altındaki anıtsal celî sülüs kitâbesine göre eser, Muharrem 582 (Miladi Nisan 1186) tarihinde, Cihan Pehlivan’ın vefatından kısa bir süre önce tamamlanmıştır [1], [3]. Tarihi araştırmalar ve mezar odasındaki veriler, yapının Mümine Hatun’un yanı sıra Cihan Pehlivan ve hanedanın diğer ileri gelenlerinin de defnedildiği bir hanedan türbesi olduğunu göstermektedir [1], [2].

Anıtın mimarı, İslam sanat tarihinin en büyük mimarlık dehalarından biri kabul edilen Acemi bin Ebû Bekir en-Nahçıvânî’dir [1], [2]. Daha önce 1162 yılında Yûsuf b. Küseyyir Türbesi’ni inşa ederek Nahçıvan mimarlık üslubunu başlatan Mimar Acemi, Mümine Hatun Türbesi ile bu ekolü dünya çapında bir anıtsal kemale ulaştırmıştır [1], [3]. Kümbet başlangıçta tek başına müstakil bir kule olarak değil; devasa bir Cuma Camisi, çifte minareli anıtsal bir taçkapı, saray ve medrese birimlerinden oluşan muazzam Atabegler Külliyesi’nin merkezî çekirdeği olarak vücuda getirilmiştir [1], [2].

Mimari Plan ve Mekân Kurgusu

Mümine Hatun Türbesi, Orta Asya kule mezar geleneği ile Selçuklu geometrik oran sisteminin harmanlandığı iki katlı anıtsal bir kurguya sahiptir [1], [3]. Yapı, zemin altındaki kripta (mumyalık) katı ve zemin üzerinde göğe yükselen ongen prizma kule gövdesinden meydana gelir [1].

Türbenin oturduğu zemin kaidesi, kırmızı tüf ve diyorit taşlarıyla kaplanmış alçak bir platformdur [1], [2]. Bu kaidenin üzerinde yükselen kule gövdesi, dıştan kusursuz bir ongen prizma (on kenarlı poligon) olarak şekillendirilmiştir [1]. Yapının orijinal yüksekliği konik çadır külahıyla birlikte yaklaşık 34 metreye ulaşmaktaydı [1], [2]. Külahın üst kısmının zaman içinde aşınması ve yıkılmasıyla anıtın bugünkü yüksekliği yaklaşık 25-26 metredir [1].

Alt kat (kripta), İslam mimarlığında benzeri bulunmayan benzersiz bir mühendislik ve geometri şaheseridir [1], [3]. Yeraltındaki bu mezar odasının tam merkezinde, yapının kütlesini dengeleyen kalın ve masif ongen bir taş-tuğla pâye yükselir [1], [2]. Bu merkezî pâyeden odanın dış duvarlarına doğru yayılan on adet tuğla kaburga kemer, tavanı on bölümlü bir mantar veya şemsiye tonoz halinde örer [1], [3]. Bu kaburgalı tonoz sistemi, Gotik mimarlıktaki kaburgalı tonozlardan yüzyıllar önce Doğu İslam dünyasında geliştirilmiş en ileri statik çözüm olarak kabul edilir [1], [2].

Üst kattaki ziyaretgâh mekânı, dıştaki ongen cephe düzeninin aksine içten tamamen dairesel ve silindirik bir boşluk olarak kurgulanmıştır [1], [2]. Bu dairesel iç mekân, yukarıda iç kubbe ile örtülmüştür [1]. İç duvar yüzeylerinde, sıva üzerine kırmızı ve koyu renklerle işlenmiş dört büyük dairesel madalyon yer alır [1], [2]. Bu madalyonların içinde celî sülüs hatla Allah, Muhammed, Dört Halife (Ebubekir, Ömer, Osman, Ali) ile Hasan ve Hüseyin’in isimleri istiflenmiştir [1], [2].

Taş Tezyinatı, Bezemeler ve Kitabeler

Mümine Hatun Türbesi, dünya mimarlık tarihinde pişmiş tuğla ve sırlı çini mozaik sanatının ulaştığı en yüksek estetik zirve olarak kabul edilir [1], [3]. Yapının dış cephesini oluşturan on kenarın her biri, dışa taşkın kaval silmeler ve sivri kemerli derin nişlerle çerçevelenmiştir [1], [2].

Mimar Acemi, on yüzeyin hiçbirinde aynı motifi tekrarlamamış; her bir nişin içini birbirinden farklı geometrik geçmeler, meanderler, sekiz ve on köşeli yıldız ağları, gamalı haç varyasyonları ve sonsuzluk düğümleriyle bezemiştir [1], [2]. Düz kırmızı pişmiş tuğlaların arasına kakma tekniğiyle yerleştirilen parlak firûze (turkuaz) sırlı tuğlalar, yapıya uzaktan bakıldığında büyüleyici bir mavi ışıltı ve derinlik katar [1], [3].

Gövdenin üst kısmını, konik külahın hemen altındaki mukarnaslı saçak kornişi boyunca çepeçevre kuşatan kitâbe kuşağı, İslam kitabe sanatının anıtsal şaheseridir [1], [2]. Yaklaşık 50 santimetre genişliğindeki bu firûze sırlı tuğla frizinde, celî kûfî hatla Kur’an-ı Kerim’in Yâsîn Sûresi baştan sona eksiksiz olarak nakşedilmiştir [1], [2].

Doğu cephesinde yer alan sığ sivri kemerli giriş kapısının üzerinde ise Mimar Acemi’nin ölümsüz felsefi beyiti yer alır [1], [2]: “Biz gideriz, dünya kalır; biz ölürüz, eserimiz hatıra kalır” (Rûzgâr pâyende nîst / Eser pâyende mî-mâned) [1], [3]. Bu kitâbe, sanatkârın kendi eserinin asırlar boyunca yaşayacağına olan sarsılmaz inancını ve sanatçı bilincini gösterir [1].

Vakıf Sistemi ve Sosyal İşlev

Mümine Hatun Türbesi, İldenizliler Devleti’nin başkentinde kurulan en zengin ve kapsamlı Atabegler Külliyesi’nin manevi merkezidir [1], [2]. Atabeg Cihan Pehlivan, annesinin ruhuna bağışladığı bu vakfa Aras havzasındaki sulak tarım arazilerini, Nahçıvan çarşısındaki kervansarayları, hamamları ve gümrük gelirlerini tahsis etmiştir [1], [3].

Türbenin yanı başında yer alan ulu cami ve medrese, yüzlerce talebenin dini ilimler ve fen tahsil ettiği, dönemin en büyük Kafkasya ilim akademisi olarak faaliyet göstermiştir [1], [2]. Türbe ise salt bir hanedan mezarı olmanın ötesinde, her gün hafızların hatimler indirdiği, fakirlere ve yolculara yemek dağıtılan imaretin odak noktası olarak asırlar boyu canlı bir manevi merkez işlevi görmüştür [1], [3].

Onarım Tarihçesi ve Korunma Durumu

İldenizliler Devleti’nin Moğol istilalarıyla yıkılmasının ardından külliye yapıları zamanla harap olmuş, ancak Mümine Hatun Türbesi sağlam statik kurgusu sayesinde ayakta kalmıştır [1], [2]. 19. yüzyılın ilk çeyreğinde Nahçıvan’ın Çarlık Rusyası hâkimiyetine girmesiyle birlikte bölge askerî garnizona dönüştürülmüş; türbenin yanındaki tarihi Atabegler Camisi ve çifte minareli abidevi taçkapı ne yazık ki yıkılarak taşları askerî kışla inşaatında kullanılmıştır [1], [3].

  1. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında Avrupalı ve Rus seyyahlar (Dubois de Montpéreux, Sarre) tarafından fotoğraflanan ve rölöveleri yayımlanan anıt, Sovyetler Birliği döneminde koruma altına alınmıştır [1], [2]. 1950’li ve 1970’li yıllarda Azerbaycanlı mimarlar ve restoratörler (Ajdar Alasgarzade, Cafer Giyasi) tarafından yapının statik güçlendirmesi yapılmış, dökülen tuğlaları ve sırlı kûfî yazıları sağlamlaştırılmıştır [1], [3].

Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanmasının ardından 1998 ve 2003 yıllarında anıtın etrafı geniş bir kültür parkı ve açık hava müzesi olarak düzenlenmiş, çevresindeki tarihi koç başlı mezar taşları sergilenmeye başlanmıştır [1], [3]. Eser günümüzde UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer almakta olup Nahçıvan’ın ulusal simgesi olarak özenle korunmaktadır [1], [2].

Sıkça Sorulan Sorular

Mümine Hatun Türbesi kime aittir ve ne zaman yapılmıştır?

İldenizliler (Azerbaycan Atabegleri) Hükümdarı Muhammed Cihan Pehlivan tarafından annesi Mümine Hatun adına Muharrem 582 (Nisan 1186) tarihinde yaptırılmıştır [1], [2].

Türbenin mimarı kimdir?

Nahçıvan mimarlık mektebinin kurucusu, büyük İslam mimarı Acemi bin Ebû Bekir en-Nahçıvânî’dir [1], [2].

Türbenin alt katındaki mezar odasının mimari özelliği nedir?

Kripta odasının ortasında kalın ongen bir pâye yükselir ve bu pâyeden tavana yayılan kaburgalı şemsiye tonoz tavanı taşır. Bu sistem, İslam mimarlık tarihinin en erken ve en gelişmiş kaburgalı tonoz örneklerinden biridir [1], [3].

Saçak kornişindeki anıtsal kitâbede ne yazmaktadır?

Yapının tepesini çepeçevre dolanan yaklaşık 50 cm genişliğindeki firûze sırlı tuğla frizinde celî kûfî hatla Kur’an-ı Kerim’in Yâsîn Sûresi baştan sona yazılıdır [1], [2].

Konum

Harita: © OpenStreetMap katkıcıları. Haritada büyüt · Google Haritalar · Apple Haritalar

İşaret yaklaşık konumu gösterir; kesin konum için yerel kaynaklara bakın.

Kaynaklar

Bu yazı yayımlanmış kaynaklardan derlenmiştir. Gitmeden önce çalışma saatlerini, erişim koşullarını ve güncel durumu resmî kaynaklardan teyit edin.

Yakındaki yerler

Mesafeler kuş uçuşu, yaklaşıktır; yol süresi değildir.